2 Mayıs 2020 Cumartesi

- NE Mİ ALDIM? (1)

6/7 ay önce yeni bi tekne almıştım sevgili tayfa.  2019 Ağustosu gibiydi.
O zaman Feys şeysimizde epi mavra dönmüştü. 
O mesajlaşmalardan bu yazıyı derledim. "Ne mi aldım" diyerek "ne almalıyı" tartıştım.


Tekne almak isteyen, ne alayım diye düşünen  herkeşlere faydalı olur belki diye döşendim bi mekale. Meraklısı bi göz atsın derim.
İşe yarar bişiler bulabilirsiniz belki. O zamanlar çok okunmuş binlerce tıklanmıştı. 

15 bölüm felan yazmıştım. 
Hatta "Çetin Kent" bey; Benim yazılarla dalga geçmiş, "Giriş sündürme sonuç bölümleri önemli acele etme" demişti..
Uzun ve parçalı yazıyoruz ya onunla ti geçiyordu, "sündürme" diyerekten.


Çetin beyi bilirsiniz "Sarıldım minik teknemin halatına" adlı kitabın yazarıdır. Okumayan varsa bulsun okusun. Özellikle küçük tekne sevdalısı dostlara şidddetle tavsiye edilir.

Ordan bilmezseniz Selimiye'deki bir zamanların denizciler için vazgeçilmez destinasyonu olan Girit restoranın sahibi olmasından bilirsiz. Kimler kimler gelip teknelerini bağlamışlardır iskelesine. Ben dahil.. Esas önemi de ordan gelir zati. Neysee..



Oysa ne der eski tüfek yelkenciler?
Nereye ne zaman gittiğiniz değil, yolda geçirdiğiniz anlar kıymetlidir.  
Öyle işte uzun uzun yazmıştım o zamanlar.

Şimdi birleştirdim blog için, gereksiz geyikleri attım bu yazı çıktı.
Gerçi ister istemez burada da sündüreceğiz mecburiyetten. Uzun olacak korkarım ki.

Buyurunuz okuyunuz canımdan çok sevdiğim followırlarım.

Efenim bendeniz epi tecrübeliyim tekne alma satma konusunda.
Her teknemi çok sevdim. Bu son aldığım benim 5. teknem..
"Bugi Bugi" oldu sonuncunun adı.. Güzel isim değil mi?
Çok sevdim valla yeni teknemi.. 
Sıcacık bağlar kuruyoruz aramızda fabrikasyon bi plastik olmasına karşın.
Plastikten de olsa her teknenin bi ruhu olmalı anacım.
Bu yeni kızımızın ait olduğu ailedeki  tekneler için de her şey söylenebilir ama ruhsuz denemez zannımca. Çok sıkı bir geleneğin ve geçmiş zenginliğinin mirasçısı. Accaip bir sosyetesi var alemlerde.
Şeker bişi.
Anlatıciim azz sonraları tüm hikayeyi..

Fekat önce,  önceki teknelerime bir saygı duruşu yapayım dedim; yeni göz ağrımızı selamlamadan önce eski gözdelere hasretle dolu sevda bakışları fırlatalım,  nostalci olsun, göz yaşı aksın, hasretimden gönlüm yansın demişimdir.

Bilmeyenler de görmüş olur nerdeeen nereye gidişat. O da konunun gelişimi açısından önemlidir vesselam. Sündürüyoruz neticeten. 

Bak bu  "Andropy" teknemiz. Fabrika'dan almıştık Alamanya mahfillerinden, sıfır idi.


Bir "Bavaria 37"dir kendisi.   2. teknemdi aslında.


Derken güseller güseli "Karabiber" teknemizi aldık. 15 metronluk bi gulet idi.


Pek güsel bi sefine idi kafir, kendi gitti adı kaldı yadigar.  
En büyük aşkımdır vesselam.


Son teknemiz de,  namı ile maruf "Hanım" teknemiz idi. Onun da hikayesini bilen bilir. 


Eski dış işleri bakanı Mümtaz Sosyal hocamızındı, ondan almıştık. 
Bambaşka bir hikaye idi vesselam. 


Şimdi çok seven, çok ilgili yeni sahibi ile mutlu mesut Ege sahillerinde bir başka limanda.
Hüzüüünn Hüzün..
İki gözüm git başımdan..

Şimdi "Bugi Bugi" geldi. Son teknemiz olur mu acaba?
Kim bilir bakıciiz..

Önce şunu söyliim:
Yeterince bütçe vermedi yenge bu sefer tekne alırken.
Ondan ötürü "Hanse mi aldın, Halberg Rassy mi aldın, ne aldın?" diye merak etmeyi  bırakın lütfen.

"Yeter artık" dedi yenge, "çoluğun çocuğun parasını denizlere atıp, durmaya bi son ver lütfen" dedi çemkirdi. "Marinalara zam gelmiş, tekne fiyatları uçmuş, bakım tutum paraları tavanı delmiş, avro dolar bulutlarda geziyor; senin kafanda kavak yelleri esiyo hala" dedi.
"Sana şundan bundan fazla para yok" dedi.
"Emekli adamsın maaşın kaç para biliyon mu?" dedi.
"Kaç para" dedim, söyledi, şaşırdım, azmış valla bayağ..
Para yoksa zaten istim yok demektir, gerisi nanay, ne desek boş anacım..

Neyse dur baştan anlatayım:
Malumunuz tahta delisiyizdir aslında. 


Islak maunları-çamları, parlak vernikleri koklamadan; ahşap donanımın yumuşamış çizgilerini okşamadan; ana rahmi misali kamaraların, ağaç ortamlarında huzurlu, nostalcik, güvenli, kıvrılıp uyumadan yaşayamıyoruz esas olarak. 


Ahşap teknelerin o ağır dengeli duruşlarının, denizleri gidişlerinin hastasıyız. İçten takma güvenli çalışkan cefakar fedakar dizellerin gürültüsünün bile tutkunuyuzdur  vesselam.

O zaman ahşap bi tekne almalıydık bittabi.. 
Bi de öyküsü olan klasik bişi oldu muydu tadından yinmezdi anacım.

Aldık mı ? Alamadık maalesef.
Yaştan ötürü.

Ne demiş bi büyük Türk büyüğü ?
"Her seçim bi vazgeçiştir vesselam."
Biz de artık teknecilikteki en büyük sevdamızdan vazgeçtik yaptığımız seçimle.
Ne var ?
İnsan hayatta bağzende rasyonel, duruma uygun, gerçekçi seçimler yapmak zorunda kalıyo binaenaaleyh.

Herkeşler Marlin Monro hanımla çay içmek, pasta yemek istiyo ama bunu yapabilen kaç kişi ? Ya Kenedy olacaksın ya da Aynştayn anacım.
Diilsen isteme. Kendini ezdirme.  İstiyom da istiyom  diye tepinmek zarar verir netekim bünyeye.


Ahşap tekne candır ama nazlı bi sevgili gibidir.
Elin, dikkatin, sevgin, ilgin üzerinde olacak her an. Ahşaplarını okşayıp, seveceksin.
Bi yaza girerken, bi de kışa girerken vernikleyip, her sene karaya çekip, bakımını, altının tutumunu yapacaksın.
Öyle marinaya bağlayıp unutmak yok netekim.
Karaya alıp, "şorda dursun, 2 sene ben bi dolanıp geleyim" demek de yok.

Gün aşırı gideceksin, göz göze geleceksin, orasını burasını elleyeceksin, suyuna nemine bakacaksın. Hetchlerini lumbozlarını açıp havalandıracaksın.
Verniklerini maunlarını tatlı suyla, tiklerini irokkolarını tuzlu suyla yıkayacaksın.
Motor dairesini sintinesini havalandırıp, temizleyip mis gibin bakacaksın.

Çekekler kızaklar bi dünya para olmuş.


Römorka alamazsın, evin bahçesine koyamazsın.
Boyu posu küçülmez, küçüğünü alsan içinde durulmaz, ağız tadı ile yayılınmaz, büyüğünü alsan tek başına kullanmak zor yaşlılıkta.
Yenga "ben senin tayfan mıyım" der kaçar, eş dost yamuk yapar eker, kalırsın bi başına marinada, yaşlandıkça.


Sadun abi bile sevgili Kısmet'ini takunya dediği laylon katamaranı ile değiştirmişti içi kan ağlayarak.


Velhasıl en güsel tekne malzemesi olan ahşap, en güsel tekneler olan ahşap tekneler, geçmişte kalmış uzak bi sevgili hatıratında liste dışı kaldı seçimimizde.

Fekat var ya şuraya yazıyorum.
Bir hayalim var vesselam.
İyice yaşlanınca, hiç tekne kullanamaz olunca, bi de yenge para bulur da, kullanmama izin verirse, şöyle 24 metron pek güsel bi Bodrum guleti almazsam ne olayım.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demeyin anacım.
İki de Bodrum gemicisi olacak bittabi, kaptan ve tayfa olaraktan. Onlar güzel yemeklerde yapar, denize de dalar balığımı ahtapotumu da yakalarlar.


Ben teknenin kıçında güvercinlikte battaniyeme sarılıp uzanırken, çalışkan Bodrum gemicilerinin güvenilir denizciliğine emanet edeceğim tekneyi.
Ancak o şekil.

Ne diyoduk?
Tahta olmayacak diyoduk. Demek ki fiber olacak.
Bu tamam..
Gelelim öbür soruya..
Peki yelkenli mi olacak ?
Buyurun bakalım. Bi milyon dolarlık bir soru daha  size..

Bunu da 2. bölümde alalım ele. Çok uzun yazı olunca okumuyonuz canım followırlarım.

2 yorum:

  1. heyecanlı yerinde kesilen arkası yarın dizisi gibi yapmışsın be aabi, neysene bekleyecez artıkın..

    YanıtlaSil
  2. Teknesi olmayan ve almayı düşünen benim için faydalı ve eğlenceli bir yazı. Teşekkürler, emeğinize sağlık.

    YanıtlaSil